BEDENİNİ HİSSET…

By

BEDENİNİ HİSSET…

Yazı: Celil Şengün

Önce birkaç adımla zeminde seçtiğin yere doğru yürü. Sonra seçtiğin yerde ayaklarını birbirine yaklaştır ve zemini hissetmeye başla. Ayaklarının zeminle olan bağlantısını hisset. Tam da hissettiğin bu noktadan köklenmeye başla sadece ayaklarının dokunduğu alanı değil, içinde bulunduğun tüm zemini hatta bütün yerküreyi hisset. Bu alandan besle bedenini ve güçlendir. Dev bir ağaçmış gibi ya da koca bir dağ. Köklendiğin bu noktadan bedenine dön, bedeninin sorumluluğunu al. Güçlü ve zayıf kaslarını tek tek gözden geçir. Fark et bedenini ve kabul et. Yıkmadan ve yıkılmadan tek başına ayakta kalmayı yani bedeninin sorumluluğunu almayı öğrenmelisin. Bunun ne demek olduğunu anladığında başka bir bedenle buluşmaya hazırsındır.

Şimdi aç kalbini, genişlet göğüs kafesini fakat meydan okurcasına değil, tüm evreni kabul edercesine genişlet; bulunduğun alanın dünyanın en güvenli yeri olduğunu gösterircesine genişlet. Zihnini sırtına taşı; kürekkemiklerinin olduğu alana. İki yana otomatik açılan kapıların kanatları gibi aç sen de kürekkemiklerinin arasını. Aslında bu kemikler, bedenin doğru çalışıyorsa açıktır. Bu yüzden izin ver doğal olan yerine dönmesine. Omurganın kıvrımına odaklan, kalçanın hemen üstünde tatlı bir kıvrım oluşmalı, derin bir çukura ihtiyacın yok.

Dansa başlamadan önce bedenimizi bilmemiz şart. Dengede kalmak ne demek bunu öğrenmeliyiz. Bu tangonun bekli de bütün dansların önceliği. Beden her kapının anahtarı; zihnin de ruhun da anahtarı. Bu sorumluluğu almadan dansa başlayamazsın. İster kadın ol, ister erkek, dans boyunca taşıyacağın başka bir beden istemezsin. Böyle başladığın dansı da ilk fırsatta bırakırsın. Hayatta da böyle değil midir? Sorumluluk duygusu gelişmemiş insanlarla ne kadar devam edebilirsin?

Ufak bir tüyo daha: Bak bakalım sen ne kadar sorumluluk alıyorsun? Durabiliyor musun? Başka bir bedenle buluşmadan önce kendi ayaklarının üzerinde…