Dalgalı Kızın Düş Cücesi

By

Dalgalı Kızın Düş Cücesi

Yazı: Gail W.

Küçük şeyler bunlar. Küçük adımlar. Küçük bakışlar. Sen de küçüksün zaten. Ben …Beni boş ver şimdi. Sensin konum şu an. Ah tanrım nefes alışın kollarımda. Kalbini göğsümde hissediyorum. Oysa bana nefes almayı unutturuyor sesi. Duyuyor musun acaba beni? Düşüncelerimi daha sessiz hale getirmeli. Buradan çıkınca ne yapacağım biliyor musun? Benim kim olduğumu biliyor musun? Sabah kahvesini ne çok severim bir bilsen. Acaba sen seviyor musun? Rutinime dönmeden önceki şu 3-5 dakika belki bir o kadar daha…! Nasıl olurdu diye zorluyor beni düşüm… Düşün nasıl olurdu kim bilir gerçeğin nasıl…

Seni alıp gitmek istiyorum buradan. Üstümüzdeki her şeyden ırak bir ıssızlığa. Bir sokak arası lambasının altındaki gölge iki insana ait. Topuk sesleriyle yırtılan gece. Sabaha kadar ben ol sen. İçimde dönüp duran bir parçan. Kırmızı her yer görüyor musun. Nefesin esinti olmuş yüzümde. Gidelim hemen. Bir deniz kenarı belki, beyaz evleriyle saklı bir kasabaya.

“Son parça mı bu diye” sordu kız. “Evet” dedi adam “son parçaydı”. “Teşekkür ederim”. Dedi başını hafifçe öne eğerek. Gülümsemesi ay ışığında kendine yol tutmuş dalgalı bir denize benziyordu. Bara kadar yürüyüşünü izleyerek durdu adam bir süre. Olasılıklar diye düşündü. Yaşlı mıyız ki bunlar için? Sonra yorgunluğu hissetti birden. Omuzları düştü. Yarın erken kalmam gerek diye geçirdi içinden. Masanın üzerinde duran sigara ve anahtarlarını alıp dans eden insanların arasından geçerek çıktı dışarı.